TEKNOLOJİK BAĞIMSIZLIK KOMİSYONU
Komisyonun önerileri tartışıldı ve aşağıda yer alan kararlar oybirliği ile benimsendi.
Müslümanlar, bilim ve teknolojinin gelişmesine öncülük etmiş olmalarına rağmen, bugün bu hususlarda geri kalmışlardır. Bütün sektörler dikkate alındığında on ile elli senelik fark olduğu görülmektedir. İslam ülkelerinin beslenme ihtiyaçlarının temini hayati bir önem arz ettiği için özellikle tarımsal üretim ve teknolojileri ( hayvancılık, bitkisel üretim, su ürünleri, gıda teknolojisi ve bio teknoloji) alanında alınması gerekli tedbirler görüşülmüştür. Bu kapsamda, gelişmiş ülkelerle İslam ülkeleri arasındaki maliyet dengesizliğini giderecek ve rekabet gücünü artıracak şartların sağlanabilmesi için,
1- Her bir İslam ülkesinde bölgelerin ekolojik ve iklimsel coğrafi yapılarına göre, üretim, teşvik ve destekleme politikalarının geliştirilmesi, ürünlerin değerlendirilebileceği sanayi “ gıda, yem, dokuma, dericilik” ve el sanatları üretimine yönelik kuruluşlara da aynı desteklerin verilmesi ve ilaveten,
Ürün kalitesi ve verimliliğin arttırılabilmesi için TOHUM ÜRETİMİ ve DAMIZLIK HAYVAN geliştirilmesi hedeflenmeli ve aynı şekilde desteklenmesi ve bunların gerçekleşmesini sağlayacak şekilde bakanlık ve kuruluşların reorganizasyonunun yapılması uygun görülmüştür.
2- Ziraatın ve sanayinin beraberce geliştirilmesinde TRAKTÖR VE ZİRAAT ALETLERİNİN İMALATININ önemi büyüktür. Bu itibarla bu sektöre öncelik verilmeli ve teşvik ve destek politikaları uygulanmalıdır. Türkiye’nin bu konuda kaydettiği ilerlemelerden istifade edilmelidir.
3- Emeğin ve beyin gücünün yoğun olarak kullanıldığı bilişim ve yazılım sektörlerinde özel olarak hazırlanmış AR-GE ve eğitim destek politikalarının uygulanması ile hem ihracat ve hem de istihdam artışı sağlanabilecektir.
4- Savunma sanayinde ülkelerin ihtiyaç duyduğu silah harcamalarının yüksek olduğu malumlarınızdır. Bu itibarla düşmanın silah gücüne erişmek yerine, onu kendi gücü ile vuracak bir anlayış içerisinde UZAKTAN KUMANDA VE KONTROL SİSTEMLERİNİN geliştirilmesi hedeflenmeli ve bu gaye ile yine AR-GE destek ve teşvikleri uygulanmalıdır.
5- İslam ülkeleri 1,5 milyarlık nüfusu ile önemli bir Pazar teşkil etmektedir. Pazarlarımız kendimiz tarafından değerlendirilememektedir. Ekonomide bütün yatırımların lokomotifinin Pazar olduğu düşüncesi ile bu imkân hem bu ülkelerin kalkınmalarının lokomotifi ve hem de bu ülkelerin muhtemel tehditlere karşı bir silah olabileceğinin farkına varılmalıdır. Bu maksatla D-8 ülke firmalarından iki veya daha fazla firmanın bir araya gelmesi ile oluşacak bir işbirliğinde, her firma kendi ülkesi tarafından teşviklerle desteklenmelidir. Böyle oluşacak projelere D-8 PROJESİ ismi verilerek, hem kendi ülkesinde ve hem de D-8 ler arası uygulanacak özel bir Ar-Ge ve teşvik politikasına ihtiyaç vardır.
6- D–8 projesi adı altında geliştirilecek projelerle, İslam ülkelerinin Pazar ve ucuz işgücü imkânları düşünülerek, OTOMOTİV sanayinde, DENİZ ve HAVA ULAŞIM araçlarının imalinde, ENERJİ ÜRETİM tesislerinin yapımında, emek yoğun ELEKTRONİK VE BİLGİSAYAR SANAYİNDE uygulamalara geçilebilir ve bu gün Çin’in gösterdiği dinamizm yakalanabilir.
7- Yukarıda belirtilen faaliyetlerle birlikte, D–8 ülkelerine ait ürünlerin, İslam ülkeleri arasında ithalat ve ihracata dayalı TİCARETİNİN TEŞVİK VE TERCİH edilebilmesi için, TERCİHLİ TİCARET SİSTEMİNİN geliştirilmesi ve buna cevap verecek BANKACILIK düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir.
8- İslam ülkelerinde gerçekleştirilen ve dünya çapında başarılı bulunan araştırmalara ve patent alan mucitlere ödül verilmesinin sağlanması önemli bir teşvik unsuru olacaktır.
9- Nükleer teknoloji dahil olmak üzere barışçıl amaçlı teknolojilerin kullanılması ve geliştirilmesi her ülkenin tabii hakkıdır ve siyasi ve askeri baskılarla engellenmesi gayri ahlakidir ve kabul edilemez.