.
   Site içi Arama
      
ANASAYFA
ENGLISH
ﮏﺏﺂﺭﻋ
ESAMExpand ESAM
ORGANİZASYONExpand ORGANİZASYON
HABERLER
ETKİNLİKLERExpand ETKİNLİKLER
DOSYALAR
MAKALELER
YAYINLARIMIZ
DUYURULAR
BASIN AÇIKLAMALARI
BASINDA ESAM
ŞUBELERExpand ŞUBELER
ÜYELİK
FOTO GALERİ
MAİL LİST
LİNKLER
İLETİŞİM
DEVELOPING - 8 Expand DEVELOPING - 8
MUSLIM COMMUNITYExpand MUSLIM COMMUNITY
İSLAM DÜNYASIExpand İSLAM DÜNYASI
RAPORLARExpand RAPORLAR
DERGİExpand DERGİ
INT.KURULUŞLARExpand INT.KURULUŞLAR
WEB MAİL
SYMPOSIUM 2006Expand SYMPOSIUM 2006
KONFERANSLARExpand KONFERANSLAR
BASIN ÖZETLERİExpand BASIN ÖZETLERİ
İLLERİMİZ
SEMPOZYUM 2006Expand SEMPOZYUM 2006
ÜLKELER
TEMEL BİLGİLERExpand TEMEL BİLGİLER
.
Kullanıcı :
Şifre :
 
Yeni Üyelik
Şifremi Unuttum
EKONOMİK SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ
Okumak için tıklayınız
ESAM Çarşamba Konferansların'dan Nasıl Haberdar Oluyorsunuz.
.


.
                     
   EKONOMİ KOMİSYONU
.

MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ TOPLANTISI, İSTANBUL (28-30 MAY 2006)

EKONOMİ KOMİSYONU RAPORU

MEVCUT DURUM

·         İslam dünyası, doğal (yer altı ve yerüstü) kaynaklar, genç nüfus, işgücü ve sermaye açısından oldukça zengin bir dünyadır. Ancak, bu kaynakları yabancılar kullanmaktadırlar. Son sıralarda ortaya koyulan ve teşvik edilen özelleştirme furyasıyla da İslam Alemi ve ezilenler acımasızca köleleştirilmektedirler. Dünyada nimet-külfet bölüşümü de çok dengesizdir.

·         Müslüman ülkelerin ve ezilenlerin ekonomileri ırkçı emperyalist mihraklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak tahrip edilmekte, iktisadi ve sosyal gelişmeleri engellenmektedir.

·         Müslüman ülkeler kendi aralarında istedikleri ölçüde ticaret yapamamaktadırlar. Para-kredi-sigorta sisteminin yanı sıra, rekabet, kalite, verimlilik, ülke riski vb. gibi faktörler, adeta ticareti engelleyici silah olarak kullanılmaktadırlar.

·         İslam dünyasında, büyük yatırımcı konsorsiyumlar oluşmamıştır. Devletler ve şirketler arası konsorsiyumlar yoktur.

·         Müslüman ülkeler arası ticareti baltalayacak ve güven bunalımı oluşturacak şekilde çeşitli provokasyonlar, sabotajlar, çatışmalar ve ticaret ahlakına aykırı işlemler yapılmakta ya da yaptırılmaktadır.

·         Mevcut küresel para-kredi sistemi ile bütün İslam dünyası adeta finans kapitale esir edilmiştir. Bu sistemde, “para” servetin tek temsilcisi olarak takdim edildiği için, “para yok” diye her türlü doğal servete sahip olmasına rağmen İslam ülkeleri ve ezilenler “kendilerini fakir görmektedirler”.

·         Bu çerçevede ihtiyaç duydukları “para” da kendilerine mevcut küresel sistemin çarklarından geçirilerek verilmektedir. Dolayısıyla da IMF, Dünya Bankası, Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), Dünya Ticaret Örgütü, hedge fonları gibi büyük fonlar, uluslar üstü şirketler karşımıza birer sömürü ajanları olarak çıkmaktadırlar.

·         Batılılar küreselleşme kavramına olumlu bir anlam yüklemektedirler. Ancak, ezilenlerin lehine herhangi bir şekilde kullanılmaması için de “emeğin” ve “nitelikli bilgi”nin (bilim ve teknoloji) serbest dolaşımı engellenmektedir.

·         Ekonomi düşünü ve eğitimi bütün dünyada neredeyse standartlaştırılmıştır. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin, ekonomi eğitiminde benzer kavram ve kuramlar kullanılmaktadır. Bunlar da Batı düşüncesinin ürünü olan kavram ve kuramlardır. Batı düşün ürünü olan bu sistem, Müslüman düşüncesine ve kuramlarına uymamaktadır. Uydurmak için de kavramların içi boşaltılarak ya da değiştirilerek fikir kirlenmesi oluşturulmaktadır.

·         Ekonomi anlayışı, siyasi, dini, ahlaki, hukuki, sosyal ve tarihi olaylardan ve gerçeklerden soyutlanarak mütalaa edilmektedir. Ekonomi, ekonometrik hesaplara ve gerçek dışı varsayımlar üzerine kurulu matematik modellemelere sıkıştırılmış durumdadır.

·         Müslümanlara ve ezilenlere, kaybetmişlik psikolojisi ya da yenilmişlik psikolojisi aşılanmaktadır. “Bizden bir şey olmaz”, “bizden adam olmaz”, “biz üretemeyiz”, “biz yapamayız”... gibi anlayışlar ile Irkçı Emperyalistler mevcut statükoyu önce zihinlerde korumaya çalışmaktadırlar.

·         Müftüler, vaizler, hocalar, imamlar vb. gibi meseleleri anlayıp halka anlatacak olan İslami şahsiyetlerde ise ekonomi ile ilgili önemli bilgi eksiklikleri vardır. Bunlar, kanaat önderleri olarak, toplumu olumlu yönde yönlendirmeleri gerekir iken, bilgi eksikliğinden dolayı mevcut zalim yapıyı ve küresel sömürüyü tam olarak anlatamamaktadırlar.


 

YAPILMASI GEREKENLER

·         Müslümanlar, ülkelerinin sömürgeleştirilmesini engellemek ve haksızlıkları gidermek amacıyla “İktisadi Bağımsızlık” enstitüleri kurmalıdırlar. Buralarda, adil bir ekonomik düzenin nasıl oluşturulacağına ilişkin çalışmalar yapılmalı, küresel sömürüye karşı milli ekonomiler desteklenmeli ve takviye edilmelidir. Kendi kavramlarımıza ve anlayışımıza uygun iktisadi düşünceler, sistemler ve modeller üretilmelidir. Batının iktisat tarihi değil, kendi iktisat tarihimiz araştırılmalı kendi düşün kaynaklarımıza dayanılmalıdır. Üretilecek modellerde insan faktörü ve haklar ağırlık merkezini oluşturmalı, hiç kimse ya da kesim model dışı (sistem dışı) bırakılmamalıdır.

·         Müslümanların birbirleri ile ticari ilişkilerini geliştirmeye yönelik bir envanter çıkarılmalıdır. Bütün ülkelerin envanterleri çıkarılıp bir bilgisayar programı çerçevesinde kullanıcıların istifadesine sunulmalıdır. Ülkelerdeki ticaret/şirket mevzuatı konusunda pratik bilgiler verilmelidir. Çeşitli fuar ve tanıtım etkinlikleri teşvik edilmelidir. Medya ve reklâmlara dikkat edilmeli, menfi reklâm ve medyanın etkisini kıracak düşünceler/tedbirler üretilmelidir.

·         Siyasi bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık olmadan gerçekleşmez. Meydanlarda kazanılan harpler, pazarlarda kaybedilirse, bağımsızlıktan söz edemeyiz. Bu çerçevede Milli Ekonomiler teşvik edilmelidir.

·         Müslümanların birbirleri ile kıyasıya rekabet ederek birbirlerine zarar vermesini engelleyecek bir dizi “iş yapma ilkeleri” geliştirilmelidir. Aralarındaki rekabet onları yok etmemeli tam aksine güçlendirmelidir. Markalaşma, verimlilik ve kalite teşvik edilmelidir.

·         Müslümanların, gerek devletler, gerek şirketler ve gerekse kişiler bazında ortak yatırımcı konsorsiyumları oluşturabilmesi gerekir. Ticaret ahlakı yerleştirilmeli ve geliştirilmelidir.

·         İslam ülkeleri arasında “ticari vize” uygulaması getirilmelidir. Bunun için, İslam dünyasındaki bütün geniş örgütler (İKÖ, ECO, D-8...) teşvik edilmeli ve onların üzerinde bir sivil toplum baskısı oluşturulmalıdır.

·         İslam Dünyası kendi para birimini, kendi para-kredi sistemini ve kendi sigorta sistemini oluşturmalıdır. Buna bağlı olarak da kendi kurumlarını (kendi IMF, DB, BIS, DTÖ...) kendi anlayışına göre ihdas etmelidir. Bu kurumsal yapıyı koruyacak güvenlik sistemlerini de eş zamanlı olarak geliştirmelidir.

·         Üretim önemlidir ancak tüketim de üretim kadar önemlidir. Tüketimin gücü kullanılabilmelidir. Bazı mal ve hizmetlere karşı İslam dünyası tüketimden gelen güçlerini kullanarak ortak eylemler yapabilmelidir.

·         Gerek düşün dünyasında gerekse eğitimde “yenilmişlik psikolojisi” terk edilmelidir. Bunun için, iktisat tarihinde Müslüman alimlerin uygulamaları ve düşünceleri tasnif edilerek ortaya konulmalıdır. Onların düşünceleri ve hedefleri ile mevcut ekonomi anlayışı kıyaslanarak İslam anlayışının üstünlüğü pratik olarak ortaya konulmalıdır. Mevcut yapıya mecburiyet psikolojisi yıkılmalıdır.

·         Müftüler, vaizler, hocalar, imamlar vb. gibi meseleleri anlayıp halka anlatacak olan İslami şahsiyetlere de bu çerçevede ekonomi eğitimi verilmelidir. Yapılacak olan ortak çalışmalar ile onların da meseleye katılması temin edilmelidir.


 

AÇILIM VE BAŞLANGIÇ ATILIMI

·         Sivil Toplum Kuruluşları daha da aktif olarak çalışmaların içerisine sokulmalıdırlar. Tüketimin gücü örgütlenmelidir. Yapılan tartışmaları ve alınan kararları takip etme ve uygulama noktasında sosyal baskı unsuru olarak faaliyet göstermelidirler.

·         İşbirlikçi hükümetlere karşı, birlik ve beraberlik içerisinde hareket eden sivil toplum kuruluşları ve halklar oluşturulmalı ve şuurlandırılmalıdır. Müslüman ve ezilen halklar ortak hareket etmelidirler.

·         İktisadi bağımsızlık üzerine makaleler ve kitaplar yazılması teşvik edilmelidir. Konferanslar, seminerler ve çalıştaylar yapılmalıdır. Müslüman iktisatçıların özgün yazıları hemen birçok ülke diline tercüme edilmelidir.

·         Yeni para birimi üzerinde, D-8 ülkeleri çalışmalara başlayabilirler.

o      Öncelikle kendi aralarındaki ticarette, mevcut genel geçer para birimleri yanı sıra, kendi para birimlerini de kullanacaklarına dair bir karar almalıdırlar.

o      Akabinde bir D-8 lirası oluşturulmalıdır. D-8 lirasının belli bir oranı emtiaya (altın, gümüş, petrol vs.) belli bir oranı da ülkelerin para birimlerine endekslenmelidir. Örneğin 1 D-8 lirası = 0.2 (emtia) + 0.6 (8 D-8 ülkesinin değişik oranlardaki para birimleri) + 0.2 (diğer bazı seçilmiş ülkelerin para birimleri). Her D-8 ülkesinin parası, D-8 lirasına sabitlenmelidir.

o      Bu oranları belirlemesi ve ödemeler dengesini oluşturması için, D-8 merkez bankalarının ortaklığında bir ödemeler dengesi bankası ya da enstitüsü kurulmalıdır.

o      D-8 ülkeleri arası ticaret, bu fiktif liraya göre hesaplanmalı, ödemeler her ülkenin kendi parası ile kendi merkez bankası üzerinden yapılmalıdır.

·         Daha da acil bir çözüm olarak, bir kuruluş vasıtası ile (banka veya finans kuruluşları olabilir) uluslar arası para transferi, akreditif işlemleri, teminat vs. muameleleri yapılabilmelidir. Buradaki mevduatın muhafazası ve güveni için de bir emniyet sistemi geliştirilip ihdas edilmelidir.

·         Petrol üreten ülkeler, petrolü fiyatlandırmada alternatif ortak yöntemler geliştirmelidirler. Örneğin, kendi aralarında oluşturacakları bir para sepetine göre fiyatlandırmaları, mevcut küresel sömürü sisteminin etkisini epey kıracaktır.

·         Bir dahaki toplantıda, alınan bu kararların uygulanması üzerine de çalışma yapılmalı, ilerlemeler tespit edilmeli ve uygulama önündeki engeller tespit edilerek kaldırılmalıdır. Zorluklar karşısında yılgınlık gösterilmemelidir.

 

NOT: Ekonomi komisyonu çalışmalarına toplam 33 kişi katılmış, görüşmeler 3 saat sürmüş, herkesin görüşleri alınmış ve pozitif bir tartışma ortamı oluşmuştur.

 


 


.

.

.

.

.

Skip Navigation Links
Site Haritası |
Web Mail |
Sık Kulllanılanlara Ekle |
İletişim
   
   © 2006 ESAM. Tüm Hakları Saklıdır
  Ziyabey Cad. 13. Sok. NO:22 BALGAT / ANKARA
Tel: +90 312 287 63 76 Faks: +90 312 287 63 86  e-mail: esam@esam.org.tr
Tasarım ve Programlama   
Bugünkü Ziyaretçi Sayımız : 194 
   Toplam Ziyaretçi Sayımız
:
285005