SİYASİ İŞLER KOMİSYONU RAPORU:
Siyasi işler komisyonu yaptığı görüşme ve tartışmalar sonucu aşağıda belirtilen tesbitleri ve somut teklifleri Genel Kurulun müzakere ve değerlendirmesine sunmaktadır.
I - TESBİTLER
1- Günümüzde var olan dünya sistemi esas itibariyle 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan DENGELERİN BİR SONUCUDUR.( ürünüdür). Savaş sonrası oluşan sistemin üç temel unsuru vardı:
· Doğu ve Batı arasında Güç Dengesinin varlığı ve korunması
· Ekonomik ve Siyasi kutuplaşma.
· Ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel küresel kurumların kurulması ve yapılandırılması
Ekonomik olarak; Bretton Wood sistemi ve kurumları IMF, DB, IBRD, OECD,GATT ( WTO ) vb.
Siyasi olarak; BM, AB, vb.
Askeri olarak; NATO, AGIT vb
Kültürel olarak; UNESCO gibi
Söz konusu bu küresel kuruluşlar, gayri adil dünya sisteminin kuruluşları olarak faaliyet göstermekte ve tamamen ekonomik ve siyasi gücü elinde bulunduran ırkçı küresel emperyalizme hizmet etmektedir.
2- 1970’ lerin başında yaşanan petrol krizleri aslında ABD’nin öncülüğündeki Modern Batı Uygarlığının kendi zaaf ve çelişkilerini ortaya çıkarmıştır. O tarihlerden bu yana ABD ve Batı küresel hakimiyetini sürdürecek yeni politikalar geliştirmeye çalışmaktadır. En büyük endişe olarak da; “kendi küresel hakimiyetlerine karşı gelişecek yeni bir medeniyet alternatifinin ortaya çıkmasıdır. İslam coğrafyası üzerinde yoğunlaştırılan baskıların esas nedeni budur.
3- 1990’da Berlin Duvarının yıkılışı ve Sovyetlerin çözülüşü ile 2. Dünya savaşı sonrası denge politikaları yerini depolarizasyon sürecine bırakmış ve tek kutuplu bir sistem propaganda edilmeye başlanmıştır.
- Bu bağlamda 1990 – 2006 döneminde; “Yeni Dünya Düzeni” uygulanmaya konulmuş, bu küresel projenin ana unsuru olarak “ Genişletilmiş Büyük Orta Doğu Projesi” süratle hayata geçirilmiştir.
- İslam dünyasının üzerinde siyasi, askeri ve ekonomik hegomonyayı öngören bu proje, İsrail’in bölgedeki artan yayılmacı politikaları ile örtüşerek bir anlamda “ bip” şekline dönüşmüştür.
- Bu çerçevede İslami fikir ve geleneklerin yozlaştırılarak Müslümanların dirençlerinin kırarak, kolay yutulabilecek toplumlar haline getirmek için küresel projeler ( Ilımlı İslam gibi) uygulanmaktadır.
4- Son 16 yıldır uygulamada olan Yeni Dünya Düzeni tüm vaatlerinin – pembe hayallerin aksine sonuçlar vermiş ve bu anlamda ortaya çıkanın Yeni Bir Dünya Düzeni değil, gerçek manası ile bir küresel düzensizlik olduğu anlaşılmıştır.
Yeni Dünya Düzeni:
- Küresel barıştan ( gerilimin, silahlanmanın, savaşların sona ermesinden) bahsediyordu: ancak İslamafobiayı yeni küresel gerilimin unsuru olarak icat etti, daha fazla savaş ve silahlanmaya neden oldu.
- Demokrasilerin tüm dünyada gelişeceğini öngörüyordu: Afganistan’da, Irak’ta olduğu gibi sahte demokrasilerikanlı savaşlarla inşa etti.
- Kaynakların küresel kullanımından bahsediyordu, kaynakların küresel sömürüsünü artırdı. Küresel yoksulluğu gelir dağılımı kutuplaşmasının açlık ve sefaletin kaynağı oldu.
- Birlikte barış içinde yaşanacak, etnik, dini ve kültürel hoşgörünün hakim olduğu “ küresel köy “ vaat ediyordu, ancak insan hakları ve özgürlüklerde çifte standartların, artan küresel kültürel emperyalizmin temel sebebi oldu.
5- Bu çerçevede Yeni Küresel emperyalizm önce İslam alemini sonrada bütün dünyayı sömürgeleştirmeyi hedeflemektedir. Müslümanlar bu tehlikeye karşı ülkelerini, doğal kaynaklarını ve kültürlerini korumak için ortak iradelerini getirecek bir siyasi irade oluşturmak zorundadırlar. İslam aleminin dağınıklığı ve parçalanmışlığı bu tehlikeyi bertaraf etmede yetersiz kalmaktadır.
6- Esasen Fas’tan Endonezya’ya kadar İslam dünyası dünyanın merkezindedir. Sahip olduğu ekonomik, demografik, stratejik önemi dolayısı ile zengin kuzey fakir güney arasındaki müstakbel gerilimleri azaltacak küresel barış ve huzuru temin edecek konuma sahiptir.
7- Bugün İslam aleminin bir bölümü emperyalist güçler tarafından işgal altındadır. Her gün yüzlerce masum insan öldürülmekte, evleri ve yurtları tahrip edilmektedir. İslam ülkelerinin bağımsızlıkları tehdit edilmekte ve işbirlikçi yönetimler iş başına getirilmeye çalışılmaktadır. İslam medeniyetinin diriltici ve yüceltici dinamiklerini bilmeyenler, yenilmişlik psikolojisi ile adeta İslam aleminin sömürgeleştirilmesine yardımcı olmaktadır.
8- Bu bağlamda Afganistan ve Irak’ın işgaline biran önce son verilmeli ve her iki ülkede halkın temsilcilerini ülkelerin yönetimi devredilmelidir. Afganistan ve Irak’ta akıtılan Müslüman kanı dindirilmeli ve kaynaklarının talan edilmesi engellenmelidir.
9- Bugün yeryüzünde barışın sağlanması Ortadoğu da barışın teminine bağlıdır. Bunun ilk şartı da Filistin devletinin tam bağımsızlığına kavuşması ve esas sınırlarına yeniden sahip olmasıdır. Ancak Mescid-i Aksa’nın özgür olmadığı Bağımsız Filistin’den bahsedilemez.
10- Irkçı – tekelci sermayenin İslam’a karşı yürüttüğü kin ve nefret yüklü kampanyalar, Batı’da yaşayan Müslümanların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına yol açmıştır. İslam dünyasının batıda ve halkı Müslüman olan ülkelerdeki bu baskıcı ve dayatmacı uygulamalara karşı barışçı yollarda ortak tavır alınmalıdır.
Müslümanlar alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’e (SAV) hakaret içeren karikatürler gibi kin ve nefret uyandıran girişimlere karşı ortak ve kararlı tavırlar sergilemelidir. Müslümanlar başka inanç mensuplarının kutsallarına karşı her zaman saygılı olmuşlardır.
II - TEKLİFLER
1. Müslüman Dünyasının yapması gereken en acil iş, aydınlar, siyasetçiler, ve kitlelerin batı uygarlığı karşısında yenilgi psikolojisinden bir an evvel kurtulmasını ve küresel emperyalizme karşı şuurlaşmasını sağlayacak “Siyasi İrade” yi ortaya çıkaracak çalışmaların yapılması
2. Bu amaçla nelerin nasıl yapılacağının stratejilerini tayin edecek kurumsallaşmanın tüm İslam ülkelerinde sağlanması. Bunun için de “Siyasi Bağımsızlık Enstitülerinin” kurulması.
3. Müslüman ülkelerin ve topluluklarının karşılaştığı problemlerin İslam medeniyetinin değer ölçüleri esas alınarak çözecek Araştırma Enstitülerinin kurulması.
4. İşbirlikçi yönetimler kendi ülkelerinde toplumun katmanları arasında sürekli çatışmaya yol açmaktadırlar. Halka güvenmeyen yöneticiler kitleleri potansiyel tehlike olarak görmektedirler. Müslümanların inanç, düşünce ve girişim özgürlüklerini sınırlandırmışlardır. İslami değerlerden uzak ve Müslüman halktan kopuk bir avuç işbirlikçi yönetim Müslüman ülkelerinin sömürge haline gelmelerine ortam hazırlamaktadır. Bu vahim gidişatı durdurmak için Müslüman kitleler bilinçlendirilmeli, haksızlık ve adaletsizliklere karşı ortak tavır sergilemeleri için olup bitenler açık bir şekilde kitlelere anlatılmalıdır.
5. Yeryüzünde gelişen yeni politik trendler yakında takip edilerek, bu gelişmeler karşısında Müslüman dünyasının nasıl hareket etmesi gerektiğine yönelik raporlar hazırlanmalıdır.
6. Bizim medeniyet değerlerimiz çerçevesinde oluşturulacak siyaset metodolojisi çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
7. Müslümanların kendi enformasyon sistemlerini kurmaları sağlanmalıdır.
8. İslam konferansı teşkilatı, Arap birliği gibi Müslüman dünyasının varolan fakat küresel emperyalizm karşısında fonksiyonel olmayan kurumların aktif hale getirilecek çalışmaların yapılması.
9. Balkanlar, Moro, Patani, Doğu Türkistan ve Türk Cumhuriyetleri gibi Müslümanların sorunlarının yoğun olduğu bölgelerde çözümlerin ortaya konulması, İslam’a dönük kampanyaların önlenmesi ve İslam’ın daha iyi anlaşılmasına dönük özel çalışmalar yapacak enstitülerin kurulması.
10. Demokrasi ve insan haklarından söz eden ırkçı-tekelci çevreler İslam aleminde temel hak ve özgürlükleri ihlal eden baskı ve dayatmacı politikaların uygulamasına seyirci kalmışlar, hatta diktatörleri desteklemişlerdir. Her insan gibi Müslümanlarında inandıkları gibi düşünmeleri,düşündükleri gibi konuşmaları ve İslam’ı yaşamaları doğal haklarıdır. Bu temel hakların ihlaline son verilmelidir. İslam dünyasında insan hakları ihlallerini takip edecek olan bir komisyon kurulmalı ve sürekli hale getirilmelidir.
11. İslam dünyasının bir çok bölgesinde sorunları adil bir çözüme kavuşturulamayan Müslümanlara karşı yapılan haksızlıklar devam etmektedir. Bu bölgelerde yaşayanlar yıllardan beri yoksulluk ve sefaletle baş başa bırakılmışlardır. Filistin, Keşmir, Çeçenistan, ve Kıbrıs sorunları adil ve kalıcı çözüme kavuşturulmalıdır. Bu kanayan sorunların çözümü için İslam dünyasında her ortamda yoğun işbirliği ve dayanışma sağlanmalıdır.
12. Mevcut adil olmayan dünya düzenini düzeltmek amacıyla gelişmekte olan ülkeler arasında yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak amacıyla 15 Haziran 1997 tarihinde kurulan D-8 teşkilatı fonksiyonel hale getirilmeli. Bu teşkilatın dayandığı prensiplerin hayata geçirilmesi adil yeni bir dünyanın kurulmasına ortam hazırlayacaktır.
13. İslam dünyasında Müslüman toplulukların sivil toplum kuruluşlarının işbirliğini sağlayacak “Uluslararası Müslüman Sivil Topum Örgütleri Birliği” kurulmalıdır. Bu alanda var olan örgütlerin şuurlandırılması ve etkin hale getirilmesine çalışılmalıdır.
14. Müslüman dünyasının dışındaki etkin kurum ve kişilerin çalışmalarının takip edildiği bir “Bilgi Bankası” kurulmalıdır.
15. Ülkelerimiz ve topluluklarımız arasında siyasi işbirliğinin artırılması amacı ile, siyasi partiler ve oluşumlar arasında “Müslüman Enternasyonal” kurulmalıdır. “İslam Ülkeleri Ve Toplulukları Siyasi Oluşumlar Birliği” ismi kullanılabilir.
16. Filistin’e uygulanan ambargo ve tecrit dolayısı ile yoksulluk ve çaresizliğe itilen Filistin halkının problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak amacıyla dünya Çapında “Filistinli kardeş aile kampanyası” nın başlatılması.
17. Müslümanların küresel emperyalizme karşı kendi kültürlerini özendirecekleri alternatif sinema çalışmaları da teşvik edilmelidir.
18. Küresel ölçekte şuurlu yayın yapacak yeni TV kanallarının kurulması desteklenmelidir.
19. Bu toplantıda alınacak kararların uygulanmasını kolaylaştıracak mali imkan hazırlanmalıdır.
20. Bu tekliflerin uygulanmasını takip edecek bu komisyon “ Follow-Up Commitee” kurulmalıdır.