How altus looks like on a tablet

Kudüs Günü Mesajı

Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Adına -Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi-ESAM Genel Başkanı M. Recai KUTAN, Kudüs Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlayarak “Kudüs Gününün zulme, haksızlığa ve sömürüye karşı dayanışma günü olması dileğiyle herkesi Siyonist işgale karşı, zalimin karşısında mazlumun yanında duyarlı olmaya davet ediyoruz.” dedi.


Kutan'dan “Kudüs Günü” Açıklaması

Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Adına -Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi-ESAM Genel Başkanı M. Recai KUTAN,  Kudüs Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlayarak “Kudüs Gününün zulme, haksızlığa ve sömürüye karşı dayanışma günü olması dileğiyle herkesi Siyonist işgale karşı, zalimin karşısında mazlumun yanında duyarlı olmaya davet ediyoruz.” dedi.

Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Adına Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi ESAM Genel Başkanı M. Recai KUTAN'ın Kudüs Günü dolayısıyla yayınladığı mesajın tam metni:

Kudüs Günü Mesajı: Kudüs Ne Zaman Barış Yurdu Olacak?

Ramazan ayının son Cuma günü Kudüs günüdür. Her sene bütün dünyada Kudüs Günü'nde çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve Kudüs'te cereyan eden işgal, baskı ve zulümler kınanmaktadır.

Kudüs Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler ve hatta bütün insanlık için sıradan bir şehir değildir. Hak ve adaletten yana olanlar için bir deniz feneridir. Felaket kasırgalarını haber veren bir barometredir.

Konumları ve kadim tarihleri öne çıkan bazı şehirler vardır. Bu şehirler önemli hadiselere şahitlik etmiştir. İnsanlığın yol gösterici önderleri bu şehirlerde yetişmiş ve kitleleri hak ve adalete bu mekânlarda davet etmişlerdir. Onların mesajlarına inanan ve uyanlar bu şehirleri barış yurdu haline getirmişlerdir. Zaman zaman zalim ve despotların işgaline de maruz kalan bu şehirlerde zalimler, baskı, hile ve desiselere başvurarak insanlara zulmetmiş ve kanlarını akıtmışlar; insanlığın ortak mirasını yok etmek için her türlü yola başvurmuşlardır.

Hak ve adalet ile zulüm ve haksızlık arasında en keskin çatışmaların cereyan ettiği bu şehirlere İslâm literatüründe “Şehirlerin Anası” anlamına gelen “Ümmü'l- Kur'a” denir. Mekke, Medine ve Kudüs Müslümanlar için ümm-ül kura olan kutsal şehirlerdir. Bu şehirler düşünme, ders ve ibret alma yerleridir. Müslümanlar buraları ziyaret ederler. İbadetlerinde yeryüzünde barış ve adaletin hâkim olması için dua ederler. Müslümanların ibadetleri, bir bakıma tevhit ve adalet bilincini geliştirmeye yönelik eğitimlerdir.

Hak merkezli barış medeniyetinin ümm-ül kura'sı olduğu gibi Kuvvet Merkezli şehirlerinde üm-ül kuraları vardır. Roma, Paris, Berlin, Brüksel, Londra ve Washington da Kuvvet Merkezli anlayışın ümm-ül kuralarıdır. Orada savaşlar planlanır. Bu şehirler Hile ve desise merkezleridir. Yeryüzünde fesat planları yapılır. Sömürü ve çatışma stratejileri üretilir. Dünyayı kana bulayan savaşların planları bu şehirlerde yapılmıştır.

Kudüs Şehirlerin Anasıdır

Kudüs ve çevresi kutsaldır. Bundan dolayı bu şehir, şehirlerin anasıdır. Tarih boyunca tevhit ve adalete inanlar, Kudüs'ü barış yurdu haline getirmişlerdir.

Kendini ilah zanneden zalim ve despotlar ise bu kutsal şehri savaş ve çatışma diyarına dönüştürmüşlerdir.

Başta Hz. Davud ve Hz. Süleyman (as) olmak üzere bu kutsal belde ve çevrede doğan, büyüyen ve idare eden peygamberler burada insanları tevhit ve adalete davet etmişler. İslam inancına göre bütün peygamberler İslam peygamberidir. Onların getirdiği din de İslam dinidir. Onların hepsi Müslümanlar idi. İnsanları tevhit ve adalete davet ederek bulundukları yerde ve zamanda barış ve dayanışmayı sağlamaya çalışmışlardır. Kudüs'te yaşamış olan peygamberleri ve onların yolunu takip edenler bu şehri barış yurdu haline getirmişlerdir.

Zalim ve despotlar ise bu şehri yakıp yıkmışlar. Burada yüz binlerce insan kanı akıtmışlardır. İsrailoğulları peygamberlere uydukları, tevhit ve adalete hizmet ettikleri sürece örnek toplumlar oluşturmuşlardır. Firavun ve Firavuni anlayışa sahip oldukları, Tevrat'ı tahrif ederek Kabala'yı rehber edindikleri, dünyevi menfaatleri için gerçekleri değiştirdikleri ve haksızlık yaparak zulüm ve fitneye sebep oldukları zamanda zillet ve meskenete duçar olmuşlardır.

Zalim Asurlu hükümdarlar, Romalı diktatörler, Batılı sömürgeci güçler ve firavuni anlayışın çağımızdaki ifadesi olan ırkçı Siyonistler bu şehirde hep zulüm yapmışlar, kan dökmüşler, Kutsal Kudüs’ü savaş ve çatışma yurdu haline getirmişlerdir.

Hz. Davud ve Süleyman'dan sonra gelen peygamberler insanları tevhit ve adalete davet ederek bu şehri barış yurdu haline getirmeye çalışmışlardır. Romalı despotlara karşı kitleleri tevhit ve adalete davet eden Meryem oğlu Hz. İsa'da bu kutsal beldede insanları barış ve sevgi dini olan İslam'a davet etmişti. O ve arkadaşları -havariler- da Müslüman idi. Onlar da Kudüs'ü barış diyarı haline getirmeye çalıştıkları için Romalı despotların zulmüne maruz kalmışlardır.

Kudüs'ü Müslümanların Halifesi Hz. Ömer fethederek barış yurdu haline getirdi.

Haçlılar Kudüs'e defalarca saldırdılar. Yıkıp yaktılar. Şehri kan gölüne dönüştürdüler.

Büyük İslam Komutanı Selahattin Eyyübi bu şehri Haçlı işgalinden kurtardı ve barış yurdu haline getirdi. Osmanlılar Kudüs ve çevresini barış diyarı haline getirdiler. Bu şehirde yaşayan bütün din mensupları bir arada birlikte yaşadılar.

Batılı emperyalist güçler Ortadoğu ve Kudüs'te birçok çatışma ve isyanlar çıkarttılar. Kudüs ve Filistin'i savaş ve çatışma diyarına çevirdiler. Kırk dokuz yıl önce Firavuni zihniyeti çağımızda temsil eden Siyonist güçler Kudüs'ü işgal ettiler. Her gün bu kutsal şehirde insan kanı akıtılmaktadır. İnsanlığın ortak mirası olan Kudüs ve Kutsal Emanetleri yok edilmektedir.  Ancak unutulmamalıdır ki Siyonizm bir gün mutlaka kendisi yok olacak ancak Kudüs ilelebet var olacaktır.

Kudüs Ne Zaman Barış Yurdu Olacak?

Kudüs adeta bir barış ve çatışma barometresi gibidir. Dünyada hak ve adalet merkezli bir düzen varsa Kudüs barış yurdu olmuştur. Şayet Kuvvet merkezli haksız bir düzen egemense bu şehirde savaş ve çatışma diyarı haline gelmiştir.

Kudüs'ü ırkçı, saldırgan Siyonist işgalden kurtarıp barış diyarı haline getirme, başta Müslümanlar olmak üzere barışsever  her insanın ve toplumun görevidir. Kudüs barış yurdu olmadan Ortadoğu, İslam âlemi ve bütün dünyanın huzur bulması mümkün değildir.

Tevhit ve adalete inanan Müslümanlar, evlerini, yurtlarını, bölge ve dünyayı barış yurdu haline getirmek istiyorlar. Onlar yurtlarını sömürgecilerin işgalinden kurtarmaya çalışıyorlar. Kudüsü ve Kutsal emanetlerimizi savunmak ve Filistine sahip çıkmak her müslümanın islami vazifesi olduğu kadar her insanın vicdani ve insani görevidir.

Kudüs Günü'nün zulme, haksızlığa ve sömürüye karşı dayanışma günü olması dileğiyle herkesi Siyonist işgale karşı, zalimin karşısında mazlumun yanında duyarlı olmaya ve mazluma destek olmaya  davet ediyoruz.

Kudüsün, Gazze'nin ve Filistin'in işgalci - ırkçı emperyalist siyonistlerden tamamen temizlenmesi ve yeniden beşeriyetin beşiği huzur ve barış yurdu olmasını temin etmek en kutsal vazifelerdendir.

Dün olduğu gibi bugünde yarında tüm müslüman toplum ve toplulukların- başta Milli Görüşçü kuruluşlar olmak üzere- dünyada faaliyet gösteren tüm islami teşkilatların ve insanlığın onurunu korumayı görev sayan tüm STK'ların  Mescid-i Aksa'ya , Kudüs'e  Gazze'ye Filistin'e sahip çıkması en önemli gündemlerinin başında gelmelidir.

Unutmayalım ki “Mazlumlar Ayağa Kalkmadıkça Zalimler Diz Çökmez" ve yine unutmayalim ki Merhum Liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın dediği gibi: " Siyonist İsrail sadece güçten anlar...”