How altus looks like on a tablet

Sonuç Deklarasyonu

24. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi Sonuç Bildirgesi


24. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi

“Emperyalizmin Kıskacında İslam Dünyası”

29-30 Kasım 2015 / İstanbul

 

Sonuç Bildirgesi

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, 29-30 Kasım 2015 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Merhum Liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın “İslam Birliği”nin tesisi için başlatmış olduğu Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, bu yıl “Emperyalizmin Kıskacında İslam Dünyası” ana temasını işlemiştir. Kongreye, 59 ülkeden 147 temsilci katılmıştır.

Kongrede; mevcut dünya düzeninin oluşum süreci, İslam dünyasının içinde bulunduğu durum, karşılaştığı küresel tehditler, bu tehditlerin ürettiği problemler; hak ve adalet merkezli “Yeni Bir Dünya’nın inşası için ortak hedefler ve çözümler”, kongreye iştirak eden siyaset, ilim ve fikir adamlarıyla müzakere Kongrede, “Mevcut Dünya Düzeni”nin siyasi, iktisadi, teknolojik, medya, ahlaki ve sosyal boyutlarını ele alan, “Çözüm Önerileri” sunan oturumlar düzenlenmiştir. Bu ana başlıkların yanı sıra; İslam dünyasında ahlaki ve sosyal değerlerin yozlaştırılması, ekonomik sistemin kuşatma ve esareti, küresel güvenlik, şiddet ve çatışma kıskacında İslam dünyasındaki işgaller, entrikalar, sürekli istikrarsızlık, uluslararası terör, etnik ve mezhep ayrımcılığı ile çıkarılan ihtilaflar, İslam ve Müslümanlara yönelik uluslararası hukuk ve adaletin nasıl çiğnendiği tespit edilmiştir. Üretilen korkular, İslami mefhumların çarpıtılması, toplumsal ahlak ve medya ilişkisi, reklam ve zihinsel kölelik konuları da detaylı olarak ele alınmıştır. Bütün insanlığı ilgilendiren bu konulara dair; öncelikli yapılması gerekenler istişare edilmiş, yapılan tespitler sonucunda tüm dünyaya ilan edilmek üzere, aşağıda ifade edilen nihai kararlar alınmıştır. Bu kararların ulusal ve yerel dillere çevrilerek paylaşılması tavsiye edilmektedir.

Mevcut Dünya Düzeni

İslam Dünyasına Yönelik Küresel Tehditler Engellenmelidir

Başta İslam coğrafyasında olmak üzere, tüm dünyada gerçekleşen menfur terör saldırıları, şiddetle tel’in edilmiştir. Dünyanın her neresinde olursa olsun, masum insanların canına kastederek kendi hedeflerine ulaşmak isteyenlere, İslam’ın yüce ilke ve prensipleri asla onay vermez.

Terör; kuvveti hak sebebi sayan Batı uygarlığının ürünüdür. Batılılar hem terörü, hem de terörün kullandığı öldürücü silahları üretmektedir. Emperyalist laboratuvarlarda üretilen uluslararası terör örgütlerinin, ön plana çıkan rolleri dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu çerçevede İslam coğrafyasında yüz yıl önce “Siyonist Sykes-Picot Anlaşması” bugün “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi” ile tekrar hayata geçirilmek istenmektedir. Müslüman ülkelerin yöneticileri bu gerçeği görüp gerekli tedbirleri ivedilikle almalıdırlar. Ayrıca İslam’a karşı yeni bir İslam savaşı oluşturulmaya

Batılı ülkelerin ürettiği “İslamofobi” ve onun tetiklediği İslam karşıtı tutumlar, dünya barışına gölge düşürmektedir. İslamofobi, kin ve nefreti yaymaktadır; insanlık suçudur. İslam dini başta olmak üzere dinlerin mukaddesatlarına yapılan hakaretler, asla kabul edilemez. Bu konuda, barış ve çözümü esas alan çabalar teşvik edilmelidir. Ayrıca uluslararası arenada oluşturulmaya çalışılan “her Müslüman potansiyel bir teröristtir” algısı asla kabul edilemez. Bu yaklaşım ırkçılık ve nefreti körükleyen bir iftiradır. İslam barış dinidir.

Dünyanın değişik coğrafyalarında azınlık şartlarında yaşayan Müslümanların dini, sosyal ve kültürel varlıklarını koruma ve geliştirmelerine imkân tanınmalıdır.

Filistin topraklarının işgali ve Mescid-i Aksa’daki insanlık dışı zulüm artırılarak sürdürülmektedir. Mescid-i Aksa, tıpkı Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi gibi bütün Müslümanların mukaddes ve ortak değeridir. Kudüs, hiçbir şekilde Müslüman varlığından ayrı tutulamaz.

Muhammed Mursi, Mısır tarihinde ilk defa seçimle işbaşına gelen cumhurbaşkanıdır. Darbe ile görevden uzaklaştırılmıştır. Mısır darbe yönetimi, baskılarını sürdürmekte ve masum insanları haksız yere idama mahkûm etmektedir. Mısır’da haksız yere yargılanan ve idamına karar verilen İhvan-ı Müslim mensuplarının bir an önce üzerlerindeki zulmün kaldırılıp serbest bırakılması ve haklarının iade edilmesi gerekmektedir.

Bangladeş’te, Cemaat-i İslami liderlerine ve mensuplarına reva görülen baskı ve haksızlıklar ve buna bağlı olarak idamlar asla kabul edilemez. Mevcut Bangladeş yönetiminin siyasi rakiplerine karşı uyguladığı zulümlerden vazgeçmesi, temel hak ve hürriyetlerinin hemen iade edilmesi

Libya, Somali, Yemen, Irak ve Suriye içindeki çatışmaların bir an önce son bulması, ülkelerin birlik ve bütünlüğünün korunması için, bütün Müslümanların gayret göstermesi gerekmektedir. Suriye’deki savaş ve katliamdan duyulan endişe bütün delegeler tarafından dile getirilmektedir. Batı’nın, ABD’nin ve Rusya’nın savaşın tam merkezinde katliamları bizzat yapmaları tepkiyle karşılanmaktadır. Türkiye, İran ve diğer İslam ülkeleri, çözüm için gayret sarf etmelidir.

Ülkelerinden her ne sebeple olursa olsun göç etmek zorunda kalan mültecilere, el uzatılmalı, sorunlarının çözümüne katkı sağlanmalıdır.

Suriye’de emperyalist güçler adeta toplu katliam yapmakta ve silahlarını denemek için, sivillerin birbirini öldürmelerine ortam hazırlamaktadır. Suriye’de Siyonistlerin hazırladıkları bir senaryonun uygulanmasına ABD, AB ve Rusya soyunmaktadır. Orta Afrika’da Müslüman kitlelere yönelik katliamın bir an önce son verilmesi için bütün kurum ve kuruluşlar harekete geçmelidir. Kuzey Sudan ve Güney Sudan arasındaki ihtilafların hakkaniyet ölçülerine göre çözülmesinde, tarafların yapıcı rol oynamaları gerekmektedir. Başta Nijerya, Mali ve diğer Afrika ülkelerindeki Batılı ülkeler, işgal ve sömürgeci politikalarına son verilmelidir.

Arakan’da Müslümanların uğradığı soykırımı, şiddetle kınıyoruz. Bu problem Müslümanların ortak problemidir. İslam ülkeleri ve insan haklarından söz eden herkes çözüm konusunda harekete geçmelidir. Nepal’de Müslümanlara karşı uygulan baskı ve dayatmaların kaldırılması için İslam İşbirliği Teşkilatının gayret göstermesi gerekmektedir. Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) önderliğinde Filipinler hükümeti ile yürütülen barış süreci desteklenmeli, İslam ülkelerinden gerekli destek sağlanmalıdır. Çin’de, Doğu Türkistan Müslümanları üzerindeki baskının kaldırılması, Çin’deki Müslümanların, Çinlilerin sahip olduğu aynı haklara sahip olması gerekmektedir.

Keşmir’de yapılan zulümlerin sona erdirilmesi ve insan hakları ihlallerinin durdurulması

İslam dünyasında hak ve adalet isteyen kitlelerin baskı ve dayatma düzenlerine karşı başlattıkları kıyamın iç savaş ve çatışmalara dönüştürülmesinden endişe duyulmaktadır.

Kültürel ve Ekonomik Boyut

İslam Dünyasının Kültürel, Ekonomik ve Siyasal Dinamikler Harekete Geçirilmelidir

Müslümanlar, yardımlaşma ve dayanışmayı esas alan kültürel değerlere sahiptir. Müslümanlar, kültürel değerleri eğitim ve medya yoluyla kitlelere aktarmalı, birlik ve dayanışmalarını güçlendirmelidir. İslam coğrafyasındaki ümmet şuurunu yaygınlaştırmak için eğitim ve kültür faaliyetlerinde bulunan STK’ların bir çatı örgüt altında birleşmesi, ilim adamları, öğretmenler, din âlimleri ve öğrenciler arasında eğitim ve kültür ziyaretlerinin artırılması gerekmektedir.

İslam Medeniyeti, farklılıkları çatışma nedeni değil muarefe ve yarışma nedeni saymakta ve farklılık birliğine gidişin yol haritasını içermektedir.

İslam, her alanda ilmi çözümleri esas kabul etmesine rağmen Müslüman ülkelerinin eğitim müesseseleri sorunlara yeterli çözüm üretememektedir. Sorun üreten Batı taklitçisi eğitim kurumları yerine İslam Medeniyeti değerlerine dayalı çözüm üreten ilmi kurumlar kurulmalıdır.

Müslüman ülkelerin mevcut iktisadi kurumları, zengin beşeri ve doğal kaynakların verimli kullanılmasını engellemektedir. Bu kurumlar, Batılılar tarafından geliştirilmiş ve sömürgecilerin lehine işlemektedirler. İktisadi kaynaklarının önemli bir bölümü, ırkçı ve tekelci emperyalizmin doğrudan ve dolaylı olarak denetimi altındadır. Mevcut ifsat eksenli ekonomik ve sosyal yapı değiştirilmeli, Müslümanlar ülkelerinde barışı tesis edecek gayreti ortaya koymalıdırlar.

Beşeriyet Çaresiz Değildir

İslam âlemi, tevhit ve adalet eksenli dünya görüşüne dayalı olarak, kendi sosyal yapısını vakit geçirmeden yenilemelidir. Batı’nın kuvveti hak sebebi sayan kurumsal yapısı, taklit edilmektedir.

İnsanlığın huzur ve barış içinde yaşayabilmesi için kuvvetli olmayı haklı olmanın nedeni kabul eden ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan mevcut küresel dünya düzenin dayandığı paradigma değiştirilmelidir. Barış nizamının en temel dayanağı olan tevhit ve adalet ilkelerinin etrafında toplanarak kendi inancımız, dünya görüşümüz ve değer ölçülerimize göre, sosyal kurumlar ıslah

Bütün Müslüman unsurların ve mazlum ulusların kendilerine altında yer bulduğu barış ve adaleti sağlayacak küresel bir çatıya ihtiyaç vardır.

 

Hak ve Adalet Eksenli Yeni Bir Dünya Yeniden İnşa Edilmelidir

Küresel yardımlaşma ve dayanışmayı esas kabul eden hak ve adalet merkezli yeni bir dünyanın inşasında, tevhit ve adalete inanan ve peygamberleri rehber kabul eden Müslümanlar aktif rol

Gelişmekte Olan Sekiz Ülke, (D-8) Teşkilatı, yeryüzünde sömürüyü, adaletsizliği, eşitsizliği ve baskıyı kaldırmak için kurulmuş küresel bir barış ve dayanışma teşkilatıdır. D-8 Teşkilatı, bütün insanların dünyanın nimetlerinden adalet ölçüleri içinde birlikte yararlanmalarını amaçlamaktadır.

D-8 teşkilatının aşağıdaki ilkeleri “Adil Yeni Bir Dünya”nın da temel ilkeleridir:

     · Savaş değil Barış

     · Çatışma değil Diyalog

     · Çifte standart değil Adalet

     · Üstünlük değil Eşitlik

     · Sömürü değil işbirliği

     · Baskı ve Tahakküm değil İnsan Hakları

D-8 Teşkilatı aktif hale getirilmeli ve bütün İslam âlemini kapsayacak şekilde genişlemesi, İslam barışı ve dünya barışı için elzem görülmektedir.

Ülkelerimizde ve dünyada barış; öncelikle Müslümanların birliği ile sağlanabilir. Farklılıklarımızla değil, kendi inancımız ve değer ölçülerimiz etrafında ittifak ederek, yeniden kardeş olma bilinci elde edilmelidir. Mezhepçilik ve aşırı zorlama yorumlara dayalı din anlayışlarının beslediği çatışmalar, şiddet ve kaos atmosferi kabul edilemez. İslam coğrafyasında barış, ancak Müslümanların kendi aralarında birlik olmalarıyla gerçekleştirilebilir.

Müslümanlar aralarındaki problemleri çatışma ya da savaşla değil, barış ve kardeşlik hukuku ile çözmelidir. Kardeş Müslüman ülkeler arasında, hakemlik ve arabuluculuk yapacak bir mekanizma kurulmalıdır. Müslümanların problemlerinin çözümü, diğerlerini ötekileştiren Batı’nın medeniyet anlayışına terk edilemez.

Ümmet olarak, yeni bir seferberliği el birliği ile başlatmalıyız. Biz müminler için umutsuzluk yoktur. Her Müslüman umut dolu olmalıdır. Vakit ümmet için istiğfar vaktidir. İslam’ın varlığı Kur’an ve sünnetin varlığı, bizim en büyük umut kaynağıdır.

Yeni ve adil bir dünyanın tesisi için;

     · İslâm Ülkeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı,

     · İslâm Ülkeleri Ekonomik İşbirliği Teşkilatı,

     · İslâm Ülkeleri Ortak Para Birimi,

     · İslam Ülkeleri Savunma Birliği Teşkilatı,

     · İslâm Ülkeleri Bilim ve Kültür İşbirliği Teşkilatı kurulmalıdır.

24. Uluslararası Müslümanlar Topluluğu Kongresi; baskı, dayatma, haksızlık ve sömürüye karşı tavır almayı insani bir erdem kabul eden herkesi, “Hak ve Adalet Merkezli Yeni bir Dünya”nın inşasına davet etmektedir. Kurulacak olan yeni bir dünya, bütün beşeriyet için barış ve dayanışma dünyası olacaktır.

Gayret bizden, Tevfik Cenab-ı Hak’tandır.