How altus looks like on a tablet

Sonuç Deklarasyonu

28-30 Mayıs | İstanbul


25. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi

“İslam Dünyası: Meseleler ve Çözümler”

26-28 Mayıs 2016 İstanbul

   

Sonuç Bildirgesi: Çare Var!

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla…

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi 26-28 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Merhum Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Hocamızın “İslam Birliği”nin tesisi için başlatmış olduğu bu kongrelerin bu yılki ana teması “İslam Dünyası: Meseleler ve Çözümler” olarak belirlenmiştir. Kongreye, İslam Dünyasından 59 ülkeden 146 Müslüman Topluluklar Birliği temsilcisi katılmıştır.

Kongrede açılış konuşmalarının ardından “İslam Dünyası: Meseleler ve Çözümler”in psikolojik boyutunda “Mevcut Dünya Düzeni ve Gelecek Perspektifi” incelenmiş, “Ahlaki ve Sosyal Boyut” ile “İtikadi ve Ahlaki Değerlerin Yozlaştırılması”nı ele alan oturumlar düzenlenmiştir. Bu ana başlıklar ile “Ekonomik, Sanayi ve İleri Teknoloji Boyutu”nun yanı sıra “Siyasi ve Yönetim Boyutu”, ayrıca “Güvenlik, Medya ve İletişim” başlıklarına ek olarak “Kadın ve Aile” konuları da detaylı olarak ele alınmıştır. Başta Muhterem Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı ve geçmişte MTB Toplantılarına katılan fakat şimdi aramızda bulunamayan çok sayıda İslami hareket önderi, ilim ve siyaset adamları rahmetle anılmıştır.

Dünya Müslümanlarını ilgilendiren bu konulara dair; öncelikli meseleler tespit edilmiş olup çözümler konusunda istişareler sonucunda tüm dünyaya ilan edilmek üzere aşağıda ifade edilen nihai kararlar alınmıştır. Bu kararların ulusal ve yerel dillere çevrilerek paylaşılması tavsiye edilmektedir.

Psikolojik Boyut

Batılıların, medeniyet götürme tezi ile sömürdüğü coğrafyalarda bugün özgürlük ve demokrasi adı altında krizler üretilerek psikolojik bir zemin oluşturulmaktadır. En fazla demokrasi ihraç eden ülkelerle en fazla silah ihraç eden ülkelerin aynı olması emperyalizmin yöntemlerini ve amaçlarını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu tür yöntemlere müsaade edilmemeli, önleyici müeyyideler belirlenmelidir:

Gerçek barış zemininin İslam olduğu bilinci vurgulanmalı, Müslümanların tarih boyunca bilime katkılarının topluma hatırlatarak yeniden özgüven kazandırılmalıdır.

Ülkelerin yönetim kadrolarında, aydınlarında, askeri ve sivil bürokrasisinde “yenilmişlik duygusu” ve “özgüven eksikliği”ni giderici çalışmalar yapılmalıdır.

Ülkelerimizin medya, eğitim, ekonomi ve teknoloji olarak dışa bağımlılığı giderilmeli ve direnç noktaları geliştirilmelidir.

Sosyal Boyut

Beşeriyet çaresiz değildir. Çare; kuvvetli olmayı haklı olmanın nedeni kabul eden ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra mevcut küresel dünya düzenin dayandığı paradigmanın değiştirilmesidir. Barış Nizamının temel dayanağı olan tevhit ve Adalet ilkelerinin etrafında toplanarak kendi inancımız, dünya görüşümüz ve değer ölçülerimize göre sosyal kurumlar ıslah edilmelidir:

İslam dünyasında aydın ve yönetici kesimin yaşadığı zihnen batının ürettiği “modernizm üstündür” şeklindeki zemin kaymasının önüne acil olarak geçilmesi için eğitim sistemleri yeniden ele alınmalıdır.

Müslümanlar yardımlaşma ve dayanışmayı esas alan kültürel değerleri eğitim ve medya yoluyla kitlelere aktarmalı, bu kapsamda İslam Dünyasının kültürel, ekonomik ve siyasal müktesebatı harekete geçirilmelidir.

İstişare kültürü ve medeniyet tasavvurumuzu sosyal dokuyu dönüştürecek şekilde inşa ederek, bireysel ve toplumsal yapımızı güçlendirecek bir iklim oluşturulmalıdır.

Ekonomi, Sanayi ve Teknolojik Boyut

İktisadi kaynaklarının önemli bir bölümü ırkçı ve tekelci emperyalizmin doğrudan ve dolaylı olarak denetimi altındadır. Mevcut ifsat eksenli ekonomik ve sosyal yapı değiştirilmeli, Müslümanlar ülkelerinde barışı tesis edecek gayreti ve kurumsal yapıları ortaya koymalıdırlar.

İslam ülkeleri ekonomik tam bağımsızlık için adil gelir dağılımını sağlamalıdır. İşsizlik problemini birlik halinde çözmelidir. Gerçek kalkınma için coğrafi ve beşeri kaynaklarımızı bir araya getirecek ortaklık sistemi geliştirilmeli ve hükümetlerin ekonomik entegrasyona dönük kalkınma politikaları teşvik edilmelidir.

Uluslararası açlığı önlemek için kurulan Dünya Gıda Örgütü 70 yıldır açlığı önleyemedi. Bu başarısızlık tesadüfen olamaz. Küresel sistem çatışmacı karakterinden dolayı hiçbir insani problemi çözemez. Bu ancak yönetimde “Tevhit ve Adalet”, ekonomide ise “Hakça Paylaşım Düzeni” ile sağlanır.

Çalışma hayatı ve emek hakkı eşitlik ilkesine göre değil, adalet ve hakkaniyet ölçülerine göre belirlenmelidir. Alın teri ve akıl terin karşılığı verilerek İslam ülkelerini teknolojik olarak Batıya bağımlılıktan kurtaracak ve çalışma hayatına yön verecek politikalar belirlenmelidir.

Siyasi ve Yönetim Boyutu

İslam toplumları ancak devletler düzeyinde bir araya gelirse birlik mümkün olabilir. Irkçı emperyalizme karşı İslam dünyasının güçlü olması için daima birlikte hareket edilmesi gerekmektedir. İslam dünyasındaki yerel, etnik ve mezhepsel çatışmalar, emperyalist güçlerin İslam âleminin bir araya gelmesini engellediği fark edilerek durdurulabilir. Bu sayede, uluslararası sistemin, insan hakları, demokrasi, özgürlükler gibi kavramları Müslümanların aleyhine kullanılmasının önüne geçilmelidir.

İslam dünyasının güvenliği konusu Batılılara bırakılamayacak kadar önemlidir. Küresel güvenlik algıları ve nüfuz mücadelesi ile yaşanan krizler İslam coğrafyasında Müslümanlar güvenlik meselesini yeniden ele almalıdırlar.

Kadın ve Aile

Kadın ve erkek birbirinin tamamlayıcısıdır. Aile toplumsal hayatı inşa eder.

Kadınlar ve çocuklar, savaş ve terörün en büyük mağdurlarıdır. Bu durum kapitalist dünyanın dayatma mantığıyla değil, ancak İslam Medeniyetinin hak ve adalet merkezli prensipleri ile giderilebilir.

Küresel Kapitalist sistem, pek çok konuda olduğu gibi kadın konusunda da toplumsal cinsiyet, homofobia gibi kavramlar üzerinden tahrik, kışkırtma ve istismar ederek aileyi ifsat etmektedir. Kültür emperyalizmi ile ülkeleri sömürmek, toplumsal direnci kırarak aile değerlerini tahrip etmektedir.  Aile teşekkülünü kolaylaştırmak, geliştirmek, bütünlüğünü muhafaza etmek ve sosyal politikaların uygulanması, tüm kurum ve kuruluşların öncelikli görevi olmalıdır.

Özellikle çalışan kadının işi ile ailesi arasında yaşadığı ikileme son verilerek kadın istismarı durdurulmalıdır. Çalışma hayatı basit eşitlik ilkesine göre değil adalet ilkesine göre tasnif edilmelidir.

Kadın ticareti insanlık onurunu çiğneyen ve beşeriyetin geleceği için terör kadar tehlikelidir. Her kadın sıcak bir yuvada çocuklarının annesi olmayı arzu eder.

Siyasal birikim ve fikri müktesebat açısından kadın olgusu, bir manevi kalkınma olgusu olarak, kurulmak istenen adalet, barış ve huzur getirecek Yeni Dünyanın organizasyon şemasında mutlaka yerini almalıdır. 2017 yılı Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kadın Kuruluşları toplantısı yapılması hususunda tavsiye kararı alınmıştır.

Mevcut Dünya ve İslam Âlemi

Faili kim olursa olsun masum insanları hedef alan bütün terör saldırılarını şiddetle tel’in ediyoruz. İslam’ın ulvi prensiplerine göre masum bir canı katletmek bütün insanlığı katletmek gibidir. Kendi çıkar ve hedeflerine ulaşmak için terörü bir araç olarak kullanan ırkçı emperyalizme İslam’ın yüce ilke ve prensipleri asla onay vermez.

Terör; kuvveti haklı olmanın nedeni kabul eden Batı uygarlığının ürünüdür. Batılılar hem terörü hem de terörün kullandığı öldürücü silahları üretmektedir. Bu çerçevede İslam Coğrafyasında yüz yıl önce Siyonist Sykes-Picot anlaşması, bugün Genişletilmiş Orta Doğu Projesi ile tekrar hayata geçirilmek istenmektedir. İslam ülkeleri liderleri bu gerçeği öngörmeli, Batı’nın İslam coğrafyasında uygulamaya koymak istediği “medeniyet içi çatışma” tezi ile İslam’a karşı İslam savaşı oluşturulması engellenmelidir.

İslamofobi kin ve nefreti yaymaktadır; insanlık suçudur. İslamofobi Siyonizm’in Müslümanlara yönelik bir kışkırtmasıdır. İslam dini başta olmak üzere dinlerin mukaddesatlarına yapılan hakaretler uluslararası hukukta bir nefret suçu olarak nitelendirilmelidir. Bu konuda çatışma değil, barış ve çözümü esas alan çabalar teşvik edilmelidir.

Filistin topraklarının işgali ve Mescid-i Aksa’daki insanlık zulmü sürmektedir. Mescid-i Aksa, tıpkı Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi gibi bütün Müslümanların mukaddes ortak değeridir. Mukaddes şehir Kudüs hiçbir şekilde Müslüman varlığından ayrı tutulamaz. Kudüs Muhafızı Raid Salah’a ve masum Filistinlilere yönelik ırkçı emperyalizmin despot tavrı ve zulmünü şiddetle kınıyoruz.

Mısır darbe yönetimi baskılarını sürdürmekte ve masum insanları temiz vicdanların kabul etmeyeceği haksız şekilde idama mahkûm etmektedir. 25. Müslüman Topluluklar Kongresi’ne katılan bütün delegeler Mısır’da haksız yere idama mahkûm edilen Müslümanların bir an önce  haklarının iade edilmesini beklemektedir. Mısır halkının oylarıyla seçilen İhvan-ı Müslim Liderlerinden Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii, Muhammed Mehdi Akif, Muhammed Taha Verdan ve Hürriyet ve Adalet Partisi Genel Sekreteri Muhammed Biltaci başta olmak üzere tüm haksız yere mahkûm edilenler derhal serbest bırakılmalıdır.

Bangladeş’te Cemaati İslami’ye reva görülen baskı ve haksızlıklar ve buna bağlı olarak Motiur Rahman Nizami’nin ve Ghulam Azzam, Abdülkadir Molla, Muhammed Kamaruzzaman, Ali İhsan Muhammed Mücahid’in idamlarını şiddetle kınıyoruz. Başta Başbakan Hasina olmak üzere yönetimin siyasi rakiplerine karşı uyguladığı zulümlerden vazgeçmesi temel hak ve hürriyetlerinin hemen iade edilmesi gerekmektedir.

Libya, Somali, Yemen, Irak ve Suriye içindeki çatışmaların bir an önce son bulması, ülkelerin birlik ve bütünlüğünün korunması için bütün Müslümanların gayret göstermesi gerekmektedir. Türkiye, İran, Pakistan ve diğer İslam ülkeleri çözüm için gayret sarf etmeli, Müslüman ülkelerin bir araya gelerek kendi prensiplerinden hareketle çözüm üretmeleri gerekmektedir.

Keşmir ve Yukarı Karabağ meselesi, İslam dünyasının kronikleşmiş sorunlarından birisidir.  Bu son krizde başta İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) olmak üzere, Türkiye, Türkmenistan, Kazakistan ve Pakistan’ın Keşmir ve Azerbaycan’dan yana koyduğu güçlü destek, İslam dünyasının bu tür krizlere kayıtsız kalmayacağının önemli göstergelerinden biri olarak görülmüştür. İslam dünyası bu süreci desteklemektedir.

Kıbrıs, sadece Türkiye’nin değil, İslam dünyasının da bir meselesidir.  Kıbrıs Peygamber Efendimiz (sav)’in bize bir emanetidir. Kıbrıs, tüm İslam dünyasını içine alan milli bir davadır ve ondan vazgeçilemez.

Kırım Özerk Yönetiminin Rusya tarafından ilhakı kabul edilemez. Kırım Tatar Müslümanlarının kendi anavatanlarında hür bir şekilde yaşamaları sağlanmalıdır.

Başta Orta Afrika olmak üzere tüm Afrika’da Müslümanlara yönelik saldırıların bir an önce son verilmesi için bütün kurum ve kuruluşlar harekete geçmelidir. Kuzey Sudan ve Güney Sudan arasındaki ihtilafların hakkaniyet ölçülerine göre çözülmesinde tarafların yapıcı rol oynamaları gerekmektedir. Başta Nijerya, Mali ve diğer Afrika ülkelerinde emperyalistlerin sömürgeci politikalarına son verilmelidir.

Arakan’da Müslümanların uğradığı soykırım şiddetle kınanmaktadır. İslam ülkeleri ve insan haklarından söz eden herkes çözüm konusunda harekete geçmelidir. Mayanmar’daki yeni hükümet Rohingya Müslümanların kimliklerinin tanınması ve temel insan haklarının iadesi bir an önce temin edilmelidir. Nepal’da Müslümanlara karşı uygulan baskı ve dayatmaların kaldırılması için İslam İşbirliği Teşkilatının gayret göstermesi tavsiye edilmektedir. Moro İslami Kurtuluş Cephesi(MILF) önderliğinde Filipinler hükümeti ile yürütülen barış süreci desteklenmeli, İslam ülkelerinden gerekli destek sağlanmalıdır. Çin’de Doğu Türkistan Müslümanları üzerindeki baskının kaldırılması gerekmektedir. Çin, bu meselenin başka ülkeler tarafından müdahale edilmesine izin vermemek için Çin’deki Müslümanların Çinlilerin sahip olduğu aynı haklara sahip olması gerekmektedir.

Dünyanın değişik coğrafyalarında azınlık statüsünde yaşayan Müslümanların dini, sosyal ve kültürel varlıklarını koruma ve geliştirmelerine imkân tanınmalıdır.

Çözüm Önerileri

Ülkelerimizde ve dünyada barış; öncelikle Müslümanların birliği ile sağlanmalıdır. Farklılıklarımızla değil, kendi inancımız ve değer ölçülerimiz etrafında ittifak ederek yeniden kardeş olma bilinci elde edilmelidir. Mezhepçilik ve aşırı zorlama yorumlara dayalı din anlayışlarının beslediği çatışmalar, şiddet ve kaos atmosferi kabul edilemez. İslam coğrafyasında barış, ancak Müslümanların kendi aralarında birlik olmalarıyla gerçekleştirilebilir.

Hak ve Adalet eksenli “Yeni Bir Dünya” yeniden inşa edilmelidir. Küresel yardımlaşma ve dayanışmayı esas kabul eden hak ve adalet merkezli yeni bir dünyanın inşasında tevhit ve adalete inanan ve peygamberleri rehber kabul eden Müslümanlar aktif rol almalıdır.

Müslümanların aralarındaki problemleri çatışma ya da savaşla değil, barış ve kardeşlik hukuku ile çözmelidir. Kardeş Müslüman ülkeler arasında hakemlik ve arabuluculuk yapacak bir mekanizma kurulmalıdır. Müslümanların problemlerinin çözümü diğerlerini ötekileştiren Batı Medeniyet anlayışına terk edilemez.

Gelişmekte Olan Sekiz Ülke (D-8) Teşkilatı, yeryüzünde sömürüyü, adaletsizliği, eşitsizliği ve baskıyı kaldırmak için kurulmuş küresel bir barış ve dayanışma teşkilatıdır. D-8 Teşkilatı, bütün insanların dünyanın nimetlerinden adalet ölçüleri içinde birlikte yararlanmalarını amaçlamaktadır.

D-8 teşkilatının aşağıdaki ilkeleri Adil Yeni Bir Dünya’nın da temel ilkeleridir.

· Savaş değil barış

· Çatışma değil, diyalog

· Çifte standart değil, adalet,

· Üstünlük değil, eşitlik

· Sömürü değil, işbirliği sağlanacaktır

· Baskı ve tahakküm değil insan hakları kâmilen korunacaktır.

Ümmet olarak yeni bir seferberliği el birliği ile başlatmalıyız. Biz müminler için umutsuzluk yoktur. Her Müslüman umut dolu olmalıdır. Vakit ümmet için istiğfar vaktidir. İslam’ın varlığı Kuran ve sünnetin varlığı bizim en büyük umut kaynağımızdır. Vakit ümmet için tövbe vakti ve öze dönüş vaktidir.

25. Dünya Müslümanlar Topluluğu Kongresi, baskı, dayatma, haksızlık ve sömürüye karşı tavır almayı insani bir erdem kabul eden herkesi, Hak ve Adalet Merkezli Yeni bir Dünya’nın inşasına davet etmektedir. Bu yenidünya bütün beşeriyet için barış ve dayanışma dünyası olacaktır.

Gayret bizden, Tevfik Cenab-ı Hak’tandır.